maniax forum

TARİFE GEREK YOK PAYLAŞIMIN TEK ADRESİ
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» bunlar arkaplanda süper durur...
Cuma Ocak 30, 2009 1:59 pm tarafından simyacı

» Usta fotoğrafcılardan ödüllü doğa fotoğrafları...
Cuma Ocak 30, 2009 1:14 pm tarafından simyacı

» Gökyüzü Şöleni Auroralar...
Cuma Ocak 30, 2009 12:58 pm tarafından simyacı

» İşte Yonja üyesi bir arkadaş bir bayana neler yazmış :)
Çarş. Ocak 28, 2009 1:53 pm tarafından simyacı

» Cevabi Olmayan Sorular...
Çarş. Ocak 28, 2009 1:46 pm tarafından simyacı

» PskoLogun ÇocukLarLa Yaptığı Test ve SonuçLarı....!!!
Çarş. Ocak 28, 2009 1:39 pm tarafından simyacı

» Camide ayakkabiniz calinmasin
Çarş. Ocak 28, 2009 1:34 pm tarafından simyacı

» Etrafım Kızdan Geçilmez Oldu ( komik şiir )
Çarş. Ocak 28, 2009 1:29 pm tarafından simyacı

» ßana Masal Anlat Diyalogları
Çarş. Ocak 28, 2009 1:23 pm tarafından simyacı

Eylül 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930 
TakvimTakvim
Istatistikler
Toplam 16 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: rezuba

Kullanıcılarımız toplam 345 mesaj attılar bunda 234 konu

Paylaş | 
 

 ANA-BABA'YA SAYGI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
NUSAYBİN

avatar

Mesaj Sayısı : 160
Kayıt tarihi : 20/10/08
Yaş : 37
Nerden : MARDİN

MesajKonu: ANA-BABA'YA SAYGI   Ptsi Ekim 20, 2008 10:36 pm

ANA-BABA'YA SAYGI

İnsan, Allah'ın en güzel bir biçimde yarattığı, sayısız nimetlerle donattığı, yeryüzünde kendine temsilci seçtiği değerli bir varlıktır.
Bu varlığın iyi bir insan olmasında, doğumundan toplum içerisine katılışına kadar hayatının her devresinde, beslenip büyütülmesi, yetiştirilmesi ve onun terbiyesinde ana-babanın çok büyük gayreti ve emeği vardır.
Annelik ve babalık yalnız çocuğu dünyaya getirmelerinden, onu büyütüp beslemelerinden ibaret değildir. Anne ve baba çocuğun iç ve dış dünyasının, ruhi yapısının dayanağı ve manevi aleminin mimarlarıdır.(1)
Yüce dinimiz İslâm'da ana-babaya saygı ve iyiliğin çok önemli bir yeri vardır. Dini kaynaklarımızda konuya geniş bir şekilde yer verildiğini görürüz.
Gerek Kur'an-ı Kerim'de gerekse hadislerde çoğunlukla Allah'a kulluk görevinin hemen ardından ana-babaya karşı saygılı olma ve iyi davranmanın bir görev olduğuna dikkat çekilir.
Nitekim Cenab-ı Hak Nisa sûresinin 36. ayetinde; kendisine ibadet edilmesini ve hiçbir şeyi ortak koşmamayı emrettikten sonra ana-babaya iyilik edilmesini emretmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de ana-babaya saygı konusunun en geniş şekilde yer aldığı İsra sûresinde; Allah Teala "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti, onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa kendilerine "öf" bile deme; onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle" buyurmuştur.(2)
Görüldüğü gibi bu ayette de Allah'a ibadetin ardından ana-babaya iyilik yapmak ve onlara iyi davranmanın emredildiği ifade edilmiştir.
Ayrıca, ana-babaya karşı saygısızlığın en basit ifadesi olmak üzere "Onlara öf bile demeyiniz" buyrulmuştur.
İsra sûresinde Allah Teala bizlere küçüklüğümüzü ve onların bize gösterdiği şefkat ve merhameti hatırlatarak, merhamet duygusundan kaynaklanan bir tevazu anlayışıyla ana-babanın himaye altına alınması istenmiş ve "onlara acıyarak alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve ÔRabbim küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet
et; diye dua et" (3) buyurmuştur.
Çocuklar büyüyünce, ana-baba yaşlanmış, bu defa onlar ilgiye, yardıma muhtaç hale gelmiştir. Tabir yerinde ise roller değişmiştir. Bizim küçükken muhtaç olduğumuz şefkat ve ilgiye şimdi anne-babamız muhtaç duruma gelmiştir.
İnsana bahşedilen en büyük nimetler şüphesiz Allah Teala'dandır. Ondan sonra ise ana-baba gelmektedir. Bu nedenle evlat ana-babasına ne kadar iyilik yapar, iyi muamele ederse etsin, bu davranışı ile ancak onların yaptıklarının şükrünü eda etmiş olabilir.
Çünkü, çocuk büyütmek, yetiştirmek en çok özveri ve sabır isteyen bir iştir. Bir çocuğun anne karnından başlayıp doğumu ve yetiştirilmesi ile toplum içine katılıncaya kadarki devresinde, ana-babanın, özellikle anaların katlandıkları meşakkatler düşünülürse bu konunun önemi daha iyi anlaşılır. Hiçbir kimse kendisi için ana-babasından daha yakın, daha şefkatli birini
bulamaz.
Hz. Peygamber "Cennet anaların ayakları altındadır."(4) buyurarak annelerin değerini ifade ederek, Cennete ve Allah'ın lütuf ve ikramına, analara saygı göstermekle ulaşılabileceğine işaret buyurmuşlardır.
Hz. Peygamber, Allah ve Rasûlü için en sevimli olan amelleri sayarken, vaktinde kılınan namazdan sonra ana-babaya iyilik yapmayı zikretmiştir.(5)
Ana-baba hakkına riayet etmek, onlara iyilikte bulunmak dinimizde en önemli konulardan biridir. Hatta denilebilir ki dünyada huzura, ahirette ebedi saadete kavuşmak anne ve babaya iyi davranmaya, onları memnun etmeye bağlıdır.(6)
Yine Buhari ve daha başka muhaddislerin kaydettiği uzunca bir hadisde, insanların zor durumdayken yapacakları duanın kabul edilmesini sağlayan iyiliklerin başında ana-babaya saygı ve ikramın geldiği görülmektedir.(7)
Ana-babaya karşı asi olmak dinimizce yasak kılınmıştır. Onların gönüllerini kıracak, isyan, eziyet ve hakaret gibi olumsuz davranışlar; müslümanın şiddetle kaçınması gereken hareketlerdir. Allah Teala; "Biz insana anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Zira annesi onu karnında, zorluğa uğrayarak taşımış, onu güçlükle doğurmuştur."(Cool
buyurmaktadır.
Meryem sûresinde Hz. İbrahim ile babası Azer arasındaki bir diyaloğu aktaran ayetler (41-48), evladın ebeveynine karşı tavrının nasıl olması gerektiğini göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Burada Hz. İbrahim Azer'e her sözünün başında "babacağım"
diye hitap eder; babası müşrik olmasına, son derece kaba ve tehditkar ifadeler kullanmasına rağmen yine de saygısını koruyarak "selam olsun sana, rabbimden senin için (mağfiret) dileyeceğim" der.(9) Kur'an-ı Kerim'de ana-babaya iyilik emredilirken
onların mümin olmaları şart koşulmamıştır. Ana-babaya saygı ve iyilik sırf ana-babalık vasfını taşıdıkları içindir. (10)
Hz. Peygamber (S.A.V.) büyük günahları, "Allah'a ortak koşmak, ana-babaya asi olmak ve yalan şahitliği yapmak" şeklinde sıralamıştır. (11)
İnsanın dünyada uğrayabileceği hakaretlerin tamamı, bir babanın veya ananın, evladından işiteceği bir tek kötü sözden daha ağır değildir. Evladın ebeveyne karşı yakışıksız davranışları günahların en büyükleri arasında yer alır. Ana ve babasına haksız yere isyan eden bir evlat yarın Cenab-ı Hakkın rahmeti ile karşılanacak değildir. (12)
Yine Hz. Peygamber (S.A.V.): Allah'ın dilediği birçok günahın cezasını kıyamet gününe kadar erteleyeceğini, ancak ana-babalarına asi olanların cezasını dünyada başlatacağını belirtmiştir. (13)
Öyleyse bugün, ana-babalarımıza yaptığımız davranışlarımız, yarın çocuklarımızdan beklediğimiz şeyler olmalıdır. Ayrıca onların beddualarını değil, dualarını almaya çalışmamız lazımdır. Çünkü Allah Rasûlü; Allah'a sunulup da geri çevrilmeyecek dilekler arasında ana-babaların evlatlarına yaptıkları bedduaları da saymıştır.(14)
Vefatlarından sonra da onlara iyilik yapabiliriz. Bir adam "Ey Allah'ın Rasûlü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkanı varmı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?" diye sordu. Rasûlüllah (S.A.V.) "Evet var" dedi ve açıkladı.
"Onlara dua, onlar için Allah'tan günahlarının affedilmesini talep etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-ı rahim ifa etmek, anne ve babanın dostlarına ikramda bulunmak."(15)
Yaşadığımız çevrede, bazı yaşlı insanların, yalnız ve mağdur bir şekilde yaşadıklarını, ilgisiz ve kimsesiz bırakıldıklarını görürüz veya duyarız. Sanki bu kişilerin, hiç bir yakını kalmamış, çocukları olmamış, bu yüzden kimsesiz kaldıkları düşüncesine kapılabiliriz. Halbuki hepimiz biliriz ki, bu durumda olan çoğu yaşlıların, gece gündüz demeden, yorulmadan, onları doyurmak,
giydirmek ve onları yetiştirmek için ömürlerini harcadıkları oğulları, kızları veya torunları vardır. Ama yine de kimsesiz ve ilgisiz bir hayat sürerler.
Bu manzaranın içindeki gençler; hep genç ve güçlü kalacaklarını zannetmemelidirler. Kendilerinin de anne-baba olduklarını, bir gün yaşlanacaklarını, muhtaç duruma düşeceklerini hiç unutmamalıdırlar. Hasılı ana-babalarının yaşantılarında kendi geleceklerini
hissetmelidirler.
Ana-babaya saygının dinimizdeki yerinin çok önemli olduğunu, Allah'ın rızasını, onların hoşnut ve memnun edilmesiyle kazanılacağını bilmelidirler.
Onlara saygının ve ihtiyaçlarını giderip sıkıntılarıyla ilgilenmenin ömre ve kazanca bereket katacağını, dünya ve ahiret hayatında huzurun bu yolla tadılabileceğini unutmamalıdırlar.
Aile hayatının bozulması ve akrabalık ilişkilerinin kaybolması, milletlerin hayatı ile yakından alakalıdır. Çünkü aile toplumun çekirdeği, bir milletin temel taşıdır. Aynı zamanda ailenin esasını teşkil eden ana-babaya iyilik, köklere bağlılığın, geçmişe saygının ifadesidir.
Bir milletin istikbali olan gençler, o milletin tarihi mesabesinde olan ana-babalarını tahkir ederlerse, o milletin geleceğine ümitle bakılabilir mi? Zira milletler tarihleriyle var olurlar ve onunla öğünürler.(16)
Allah bizlere, geçmişimize bağlı, milletine faydalı, yaşlılarına özellikle ana-babasına saygılı gençler ihsan etsin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ANA-BABA'YA SAYGI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» YAŞAR ALPTEKİN OLAYI

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
maniax forum :: KARIŞIK ÖDEVLER-
Buraya geçin: